Miraç Ne Demektir?


         Miraç Ne Demektir? 
         Yazan: Lütfi Filiz


Kelimenin lügattaki karşılığı: Hazret-i Peygamber'in Allah'la görüşmesi; Ruhun yükselmesi; Merdiven'dir. Miraç, tasavvufi bakımdan farklı cümlelerle tarif edilebilirse de, kısaca: �İnsanın kemalâtının yükselmesi� olarak anlaşılır.

Miraç, kabaca: göğe çıkmak, kanatlanmak, her tarafa ulaşmak olarak tarif edilse bile, esası; kâinatı kapsayacak şekilde küresel bir genişleme ve kâinatı kafanın içine sığdırma olayıdır. Bu da, kişinin; basiret adı verilen akıl ve nur gözlerinin açılması ve kendini kâinatla bir noktada toplaması veya başka bir deyimle, içindeki kâinatı müşahede etmesi demektir.

Bir insan için miraç, ilahi âleme uruc etmek demektir. Uruc denince çok kimse bunu kanatlanıp, uçmak zanneder. Halbuki, bu uçma, insanın fikirlerinin yükselmesi, yücelmesidir.

�Tuttu dostum elimden aldı beni
Yerde iken göğe ağdırdı beni�

derken kastettiğim keyfiyet budur. Bunun anlamı: �Beni elimden tuttu havalandırdı� değil, �Benim düşüncelerimi güzelleştirdi, beni yüksek fikir sahibi yaptı� demektir. Keza, bir başka şiirdeki:

�Yüksel ki yerin bu yer değildir
Dünyaya gelmek hüner değildir�

ifadesi de aynı anlamdadır. Buradaki yükselme de fikren, yani düşüncelerin güzelleşmesi şeklinde olacaktır. Bu husustaki yanılma; sema kelimesiyle neyin kastedildiğinin bilinmemesinden ve semanın gökyüzü olarak algılanmasından kaynaklanır. Gökyüzü; fezadır, yokluktur, sema ise; insanın zekâ ve fikir âleminin yüksek seviyeleridir. Yükselinen sema budur. Zaten, biz de oradan geldik.

Miraç etmek, ilim semasında yükselmektir. Zahir ulemasının dediği gibi göğe çıkmak değil... Onların anladığı sema, insandaki semanın yansımasıdır. Çünkü, çok mükerrem olarak yaratılan insandır, kâinat değil... Buraları bu şekilde anlayamayanlar, bu konuda hiç bir şeyi doğru dürüst anlatamazlar.

Miracın, enfüsî ve âfakî olanı vardır. Enfüs te, âfak ta Allah'ın olduğuna göre, uruc eden, miraç eden Allah'tır. O'ndan başka mevcut olmadığına göre: �Bugün dininizi tamamladım� <5-3> Allah'tan olmuştur.

Enfüste, zuhur karşılıklı olursa; mürşit, mürit arasındaki alışveriş meselesi ortaya çıkar ki, bu da Mescid-ül Haram ve Mescid-ül Aksa ilişkisine benzer. �Hakiki uruc; mürşid-i kâmilin kendi âzâ ve kuvâsında seyrinden ibarettir� dense, yanlış bir şey söylenmiş olmaz. Çünkü, onun kâinatı: �Kâinat bir ceset ruhu Mevlâna� mısraındaki gibidir. İşte, miracın en kısa açıklaması budur.


kaynak: noktaninsonsuzlugu.com

Yorum Yaz