ALİ URFİ EFENDİ'NİN HAYATI

ALİ URFİ EFENDİ'NİN HAYATI

Ali Urfi Efendi, Gürice'nin Polyan beldesinde doğmuştur. Gençliğinde ticaret için Mısır'a gi­derek uzun zaman kalmış, daha sonra Selanik'e gelerek orada ikamet etmiştir. Alim ve fazilet sahibi bir kişi olan mutasavvıf, son devir Melami piri Seyyid Muhammed Nur (ö. 1885) tarafından yetiştirilmiştir. Bu zattan hilafet aldıktan sonra Selanik'te, Yalılar' daki evini bir tekke haline getirerek burada irşad ile meşgul olmuştur. 1305/ M. 1885'te vefat eden mutasavvıfın mezarı, Selanik Mevlevihanesi civarındaki kabristandadıradır (Bkz. Bursalı Mehmet Tahir, Osmanlı Müellifleri, C. 1, İstanbul, 1333, s. 134; Abdülbaki Gölpınarlı, Melamlik ve Melamiler, İstanbul 1931, s. 310,' Hasan Fehmi Kumanlıoğlu, Hz. Pir Muhammed Nurü'l-Arabi, İzmir, 1995, s. 49.). Mezar taşındaki "Kıldı el-Hacı Ali Urfi Behişti aşiyan" mısraı, vefat tarihini göstermektedir.


                                 Eserleri


l-Şerh-i Divan-ı Niyaz-i Mısri Nüshaları:
Ankara ilahiyat Fakültesi Ktp., Yz. No: 37305, s. 106-237.


2-Terceme-i Hikem-i Ataiyye Nüshaları:
İstanbul Üniversitesi Ktp., Ty., No: 849; İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz., No:310, s. 97; İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz., No:371, s. 134; Ankara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Ktp., Yz. No: 1987, s. 237-335.


3-Terceme-i Maksadü'l-Aksa Nüshaları: Hacı Selim Ağa Ktp., Hüdayi BL.,Yz. No: 391, s.I-31; Hacı Selim Ağa Ktp.; Kemankeş BL., Yz. No: 290, s. 61; Millet Ktp. Şer'iyye BL. Yz. Nu: 868, s. 40.


4-Terceme-i İnsan-ı Kamil Nüshaları:
İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz., No: 1119, s. 88; Aynı Ktp., Yz. No: 605, s. 133; A. Ktp., Yz. No: 328, s. 50; Aynı Ktp., Yz. No: 719.


5-Şerh-i Nutk-ı Hazret-i Üftade Nüshaları:
Hacı Selim Ağa Ktp., Hüdayi BL., Yz. No: 658, s. 6.


6-Terceme-i Şerh-i Varidat Nüshaları: Millet Ktp., Ali Emiri, Şeriyye, Yz. No: 983, s. 47; Süleymaniye Ktp., İzmir BL., Yz. No: 818, s. 1-98.


7-Kitabü'r-Reşad fi'l-Mebde ve'l-Medd Tercemesi


8-Divan-i İlahiyat Nüshaları:
İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz .. No: 527, s. 1-26; Aynı Ktp. Yz. Nu: 830, s. 121-160.


9- Terceme-i Mecali'z-Zehra ali 's-Salavati'l-Kübra Nüshaları:
-İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz. No: 1095, s. 14.


lO-Namaz Hakkında Bazı Müşkilattan Sual Nüshaları: İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz. No:830, s. 117-120.


11 - Terceme-i Risale-i Ehadiyyeti'l- Vücud Nüshaları: Süleymaniye Ktp., Yz. No: 4343/1, s. 1-23.


l2.-Şerh-i Evrad-ı Kebir Nüshaları:
İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz. No:361, s.34.


l3-Es'ile ve Ecvibe-i Mutasavvifdne Nüshaları:
Milll Kütüphane'de A/3609.


Urfi Efendi'nin bu eserlerinden başka eserleri de vardır. Abdülbaki Gölpınarlı'nın tesbit ettiği bir gazeli şöyledir:


Salik-i tevhid olanda gaf1et olmaz bir vakit

Allah illa Bil diyende gaflet olmaz bir vakit


Cümleyi Bak gözlemek ahkam-ı zikrullahdır

Zikrile illa görende gafet olmaz bir vakit


Gelse de her dem havatır cehl ile varid değil,

Geldiğin kandan bilende gaflet olmaz bir vakit

Bir kere bi-dar olan can daima yakzandır
Gayrıyı mahv eyleyende gaf1et olmaz bir vakit
Zevk-i Urfi'dir bu kasdın tecrübeyse bil ki sen
Varidi mevrud görende gaflet olmaz bir vakit


14.-Şerh-i Evrad-ı Kebir Nüshaları: İstanbul Belediye Ktp., Osman Ergin Yz. No:361, s.34. l3-Es'ile ve Ecvibe-i Mutasavvifane Nüshaları: Milli Kütüphane'de A/3609.


Ali Urfi'nin bir de şahiyyesi vardır. "Anamda meme emerken anam doğurdu babamı" mısrasıyla başlayan bu manzume, Abdürrahim Efendi'nin yetiştirdiği mutasavvıflardan Kosova muhasebe memurlarından İsmail Hakkı Efendi tarafından şerh edilmiştir.


Gölpınarlı, Urfi'nin eserlerini ve dilini değerlendirirken şunları söylemektedir:


"Urfi Efendi'nin nesirlerinde lisanı selis, ifadesi vazıh ve muntazamdır. Müritlerinden Yenişehirli Vehbi Efendi'ye yazdığı mektuptan bir kaç cümlesini naklediyoruz :


"Her ne türlü sıfat irade olunsa, mevsuf hazretlerini beyan ve vasfettiğinden, sıfat, mevsufun aynıdır. Ama mevsuf, sıfatın aynı olamaz. Zira mevsuf, mahsur olmadığı gibi sıfat kaim ve zahir olmak için de mevsufa, muhtaçtır. Mesela, ilim, sıfattan bir sıfattır. Ancak mevsuf, ya'ni alim olmadan ilim bilinmez ve zahir olmaz. Alim, ilme arif ve muhit olduğundan ilim alimin aynıdır. Ama alim, ilmin aynı değildir. Zira alim, ilmi ve her sıfatı cami'dir. ilim, alimi cami' ve muhit olmadığı gibi, ilim, zahir ve kairn olmak için de alime muhtaçtır. Hulasa-i kelam; fiil, fail ile zahir ve kaim olduğundan failin aynıdır. Fail fiilin muzhiri ve mutasarrıfıdır. Sıfat dahi böyledir. Abdin efale müdahalesi bahsine gelince: Dersiniz: La mevsfufe İllallah, La faile İllallah'tır. La mevcude illallah dersini daha görmediniz. Bu bahis, o mertebenin dersidir. Cebr, hulul ve ittihat, ikilikte olur. La mevcute illaIlah zevkine nailolan, Hak'tan maada mevcut görmez. Var ve mevcut gayrı olmayınca, cebr, hulul, ittihat kimden kime olabilir?


Tevhid, iskat-ı izafattır. İzafat, Hak Teala Hazretlerinden başka vehm olunandır. İnsan, hayvan, kurt kuş, hacer, şecer ve siiir mahsusat ve ma'kulat, mevhumattır. Bunların hepsi mahvolup "Limeni'l-Mulku'l-Yevme Lillahi'l-Vahidi'l-Kahhar." (BugÜn hükümranlık kimindir? Kahhar olan tek Allah'ındır. Mümin 40/16) sırrına mazhar olan Hak'tan gayrı görmez ... " (bkz. Abdülbaki Gölpınarlı, A.g.e., s. 311.).

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !